Alin Ozinian: Helâlleşmek mi istiyorsunuz, işte fırsat
28.11.2021 14:43:26

Kılıçdaroğlu’nun helâlleşme vaadine bize inandırması ve bu konuda gerçekçi olduğunu anlatabilmek için önünde çok önemi bir “fırsatı” var; kendisine “Bolu beyi” deniyor.

Türkiye’nin tek adam rejimi tıkandı, ilerleyemiyor, yıkılmaya mahkûm. Böyle bir dönemde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişle hesaplaşma teklifi olumlu, bunu gerçekleştiremeyeceği olasılığı düşünülse bile.

İktidar tarafından eleştiri oklarına maruz kalan Kılıçdaroğlu’nun ‘helâlleşme’ söyleminin ülke siyasette yarattığı etki aşikar. CHP içinde de belirli tartışmalara sebebiyet veren helalleşme çıkışı, istediği etkiyi yaratmışa benziyor. Diğer tüm grupların yanı sıra, Kılıçdaroğlu’nun hedeflediği “şey” – bir yerde dindar kesimle de helalleşmesini gerektiriyor çünkü.

“Geçmişte partimizin de hataları oldu” notu ile yapılan bir açıklama Türkiye ve CHP açısından da oldukça önemli, çünkü geçmişte bir benzeri yok, geçmişte CHP’nin kendi ile yapmayı hedeflediği bir hesaplaşma da yok. Belki bu kez de yok ama Kılıçdaroğlu’nun dediklerinden “insanlar ile barışmamız lazım” mesajı alıyorum ben.

Bu mesajı da iki açıdan olumlu buluyorum; ilk olarak sorunları kabul ediyor, halı altına süpürmüyor, ikinci olarak ise “bir şeyler yapılması” gerektiğini düşünüyor. Kabul ve gelecek inşaası için bir niyet var burada, olur olmaz o ayrı konu.

Bu konu ile ilgili daha detaylı olarak düşüncelerimi bu köşede, “Helâlleşme mi, hesaplaşma mı?” yazısında aktarmıştım.

Eğer gelip varılan yer “helâlleşme” ise – tüm eksiklerine rağmen, bunun sadece geçmişe dönük düşünmemek gerekli. Eğer helalleşmenin sahici bir sosyolojik temeli olacak ise, sadece kaybedilen yıllar değil, gelecek de düşünülmeli.

Kısaca eski yanlışlar ve suçlar için halleşmek isteyenler, yeni yanlışlar ve suçlara izin vermemeli.

Bu geçmişin hatalarının kabül ve gelecekti hataların engellenmesi hatta güncel hataların düzeltilmesi paralel olarak devam etmeli. Çünkü sonuçta – affa talip olmak demek – yani özür dilemek, aslında özür dilemeye neden olan söylemi, tutumu ve eylemi – adil, doğru, meşru bulmamak, yapılanın hata olduğunu kabul etmek demek.

Kılıçdaroğlu’nın karşısında bu konuda gerçekçi olduğunu bize anlatabilmek için çok önemi bir “fırsat” var; kendisine sosyal medyada “Bolu beyi” deniyor.

Belediye Başkanı Tanju Özcan, 24., 25., 26. ve 27. dönemde CHP’den milletvekili olarak Parlamentoda görev yapmış. Milletvekili seçilme hayalleri kuran bir Belediye başkanı değil kısaca Özcan, aksine Meclis’i bırakıp başkanlığı seçen biri. Bunun motivasyonunu tam olarak bilemesek de, tahmin edebiliriz, lakin o apayrı bir konu.

Özcan, Kur’an-ı Kerim üzerine yemin ederek göreve başlayan, kendi beyanına göre – sosyal demokrasiyi sol yazarlardan benimsemiş olsa bile, Kuran ve hadisleri de dikkatle okumuş biri.

Bu Türkiye’ye has “Hem solcuyum hem Kuran okurum demokratlığı” belli ki insanların sevgisini ve takdirini de topluyor. Sosyal medyada Özcan’ın ırkçı kararları anlaşılan o ki Bolu’ları pek mesut ediyor.

Başkan Özcan, Bolu’da durmadan yabancı düşmanı çıkışlar ile gündeme geliyor, bu çıkışlar son dönemde yerini icraatlara da bıraktı. Evet, yabancılara suyun metreküpünün TL’nin karşılığı dolar üzerinden, yabancıların evlenmeleri halinde ise 100 bin TL nikah bedeli ödemesi uygulamasından bahsediyorum.

Bolu Bey’inin kabul edilen kararına göre, TC vatandaşları suyun metreküpüne 2,5 TL öderken, Bolu’daki yabancılar su için 2,5 dolar ödeyecekler.

Bolu’da yabancılara, mültecilere resmi ve gayrı-resmi kısıtlayıcı uygulamaların var olduğu, baskı ve nefrete maruz kaldıkları da bir sır değil.

Kılıçdaroğlu, eğer gerçekten bir şeylerin değişmesini, eski hatalara yenilerinin eklenmesini istemiyorsa, Bolu Bey’inin gittikçe artan, hatta TC vatandaşlarını da hedef alan nefret politikalarına bir son vermek için elinden geleni yapmalı. Çünkü Bolu Bey’inin yaptıkları yerelden ulusala geçme riski taşıyor, bunu görmek hiç de zor değil.

Daha önceki haftalarda bir yazıda alıntıladığım gibi,

– Davranışının olumsuz sonuca yol açtığını kabul etmek

– Özür dilenecek kabahatin ne olduğunun açıkça ifadesi

– Utanma, üzüntü, tevazu ve içtenlik ifadesi

– Kabahati tekrarlamamaya ilişkin niyet ifadesi

– Kabahattan dolayı oluşmuş maddi manevi zararı tamir /onarma

Kılıçdaroğlu’nun helâlleşme vadine bize inandırması için, bu konuda gerçekçi olduğunu bize anlatabilmek için çok önemi bir “fırsat” var; kendisine “Bolu beyi” deniyor.

KRONOS

Şîrove Bike

BASINDAN

EN ÇOK OKUNANLAR
×