Hülya Yetişen: Tarihe İz Bırakan Derviş
16.09.2021 16:49:31

Hülya Yetişen: Tarihe İz Bırakan Derviş


"İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar".

Beşikçi'nin "Söz Konusu Vatansa, Bilim Teferruattır" Anılar kitabı, Mayıs 2021'de İBV tarafından yayınlandı. Kitabın kapağına taşınan bu söz, bilimi küçümseyenlerin, bilim karşıtlarının ifadesidir.

İsmail Beşikçi, yaşamı boyunca bu ifade sahiplerine ısrarla karşı durmuş, bilimin olgusal olduğunu, Kürdler ve Kürdçe gibi toplumsal, kültürel kategorilerin de bilimin kavramlarıyla incelenmesi gerektiğini savunmuştur.

"Anılar" kitabı, İsmail Beşikçi'nin yaşayarak, tanık olduğu olay ve olguların özeti niteliğindedir.  Anılar Kitabını 12 Nisan 2021’de kaybettiği eşi Leman Beşikçi’ye armağan etmiş.

Kitapta bir döneme tanıklık eden çok sayıda belge ve fotoğrafa da yer verilmiş. Fotoğraflar adeta zamana ayna olmuş. Kimler yok ki?

Komal Yayınları Yönetmeni Recep Maraşlı, Belge Yayınları Yönetmeni Ayşe Zarakolu ve Rağıp Zarakolu, Yurt Kitap-Yayın sahibi Ünsal ÖZTÜRK, İBV'de Roni Basın Yayın Yönetmeni Ahmet Önal, Baskın Oran, Mesud Barzani, Ravel Dink, Ahmet Arif, Ümit Fırat, Yılmaz Öztürk, Şivan Perwer, İshak Tepe, Celîlê Celîl, Tarik Ziya Ekinci, İbrahim Gürbüz, Ruşen Arslan, İsmet Şerif Vanlı, Feqi Hüseyin Sağnıç, Serhat Bucak, Hüseyin Turhallı, Remzi Çakın, Musa Anter, Ramazan Ülek, Abdurrahman Dürre, Eşber Yağmurdereli, Ömer Mirani, Leman Beşikçi ve daha niceleri....

Beşikçi'nin 17 yılı hapishanede geçer. 1980’de İstanbul Toptaşı Cezaevi’nden Sakarya Cezaevi'ne nakledildiğinde cezaevinde toplu bir saldırıya maruz kalır. Kafa ve kulağına aldığı şiddetli darbeler nedeniyle duyma yetisini kısmen kayıp eder. Beşikçi  ciddi işitme sorunlarının o saldırılardan kalma olduğunu söylüyor.

1980 Ağustos’unda Sakarya Cezaevi'ne nakledilmeden önce, Toptaşı Cezaevi’ne özel timlerce bir baskın düzenlenir, koğuşlar boşaltılır. Havalandırmadayken Beşikçi'nin hoparlörden adı okunur, Müdür odasına çağrılır. Odada bir albay kendisine broşür uzatıp "Yazında Kürdler'den, Kürdçe’den bahsediyorsun. Var mı böyle şeyler. Ben orada görev yaptım. Hiç böyle şeylere rastlamadım" der.

Beşikçi de, "Oğuzlar 11. yy’ın ikinci çeyreğinden itibaren Orta Asya ve İran üzerinden bölgeye gelmeye başladı.  Oğuzlar bölgeye geldiğinde, Van ve Urmiye gölü çevresinde, Zagros’larda kimler yasıyordu? Buralar boş muydu" diyerek soruyla karşılık verir. Albay sinirlenip, hızla odadan çıkar...

 Beşikçi kitabında uzun hapishane yıllarını anlatırken, "Direnişe Adanmış bir Hayat" bölümünde Halil Ağa’dan bahseder. Gazeteci Fikret Otyam'ın İçişleri Bakanlığı'na verdiği raporlar üzerine Halil Ağa'nın 1971’de yakalanıp Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Tutukevi’ne getirildiğini söyler.  1968-70’li yıllarda Fikret Otyam, Siirt’te yaptığı röportajların bir kısmını gazetelerde yayınlamış, bir kısmını da içişleri Bakanlığı'na rapor etmiştir. Halil Ağa hakkında "Siirt çevresindeki köylüleri, Kürdistan Demokrat Partisi'ne üye  yapıyor" türünde verdiği raporlar soruşturma nedeni sayılmış tutuklanmıştır.

Beşikçi, Halil Ağa’nın Kürdçe konuştuğunu, bütün koğuştakilerin kendisine saygı duyduğunu anlatır.

Can Yücel, Halil Ağa için bir dörtlük yazmıştır.

"Mââşalla... diye başlamışken yine,

Halo Dayıoğlu yarıda kesiyor Allah’ı

Ve kısa bir sessizlikten sonra,

O güleç ihtiyarla birlikte,

Bayram topları gibi patlatıyoruz kahkahayı".

Cezaevinde Beşikçi’nin birlikte kaldığı Bir başka ağa da, Hurşit Ağa'dır.

"Sloganları İşlevsizleştiren Hayatlar" başlığı altında Beşikçi, Türk Solu'nun, 1960’ların sonu, 70’lerin başlarında sık sık kullandığı "Kahrolsun patron-ağa devleti" sloganının Hurşit Ağa'ya hiç uymadığını söylüyor.

Hurşit Ağa, toprak sahibi bir ağadır. Emniyette sorgu sırasında ağır işkencelerden geçirilmiştir. Türkçe'yi bilir ama anadilini Kürdçe'yi konuşur. Koğuşta kendisiyle Kürdçe konuşmayan Kürd öğrencilere cevap vermez, onlarla konuşmaz. Hurşit Ağa, Beşikçi’yi sever ve Beşikçi’nin çocuğu olmadığını öğrenince çok üzülür. Ve soyunun devamı için hocaya bir Kürd kızıyla evlenmesini teklif eder.

Beşikçi, düşünce hayatının gelişmesinde, Kürdi duyguların oluşmasında, Halil ve Hurşit Ağa’nın tutumlarının büyük rolü olduğunu söyler.

Beşikçi, kitabında Nazif Kaleli'den de bahseder. Kaleli'yle 12 Mart’ta Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde birlikte kaldıklarını, ailesiyle tanıştığını Kaleli'nin 1969-70'li yıllarda kendisine radikal mektuplar gönderdiğini anlatır.

Kaleli, mektuplarında, "Proletarya iktidarının ayak seslerinin çok yakından duyulduğunu, bu nedenle burjuvazinin ayağını denk alması gerektiğini" yazar. Beşikçi, "Nazif Kaleli, Tatvan'da öğretmen, proletaryanın ayak seslerini nasıl duyuyor" diye şaşkınlık yaşar.

Hoca, İsmail Beşikçi Vakfı’nın baş mimari adlı yazısında, İbrahim Gürbüz’le 90’li yılların başında nasıl tanıştığını, Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM)kurulmasında, İbrahim Gürbüz ‘ün emeği ve çabasının önemine vurgu yapar. Beşikçi Vakfı’nın(İBV) baş mimarinin da  İ. Gürbüz olduğunu söyler. İbrahim ve Aynur Gürbüz'ün Vakfa maddi manevi büyük destekleri olduğundan bahseder.

Hewler’de Weqfa Beşikçi’nin, Duhok Üniversitesi’nde Beşikçi Center’in kurulmasında, Barzani Vakfı’yla iliksilerin geliştirilmesinde yine  İ. Gürbüz’ün katkıları vardır.

2013’te Barzani Vakfı’nın davetlisi olarak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni ziyarete giderler.

Beşikçi'nin göğsüne Mesud Barzani tarafından "Barzani Madalyası" takılır. Bu gezi sırasında, Beşikçi, Hewler Selahattin Üniversitesi’nde bir konferansa katıldıklarını, konferansın bitiminde, sanat tarihi hocası Ferhad Pirbal’ın, hızla kürsüye geldiğini, yere eğilip ayakkabılarını çıkarmaya çalıştığını ve çabaları sonunda bunu başardığını anlatır.

Ferhad Pirbal, Beşikçi’nin ayakkabısını öperek salondaki kitleye;

"Bu ayakkabıyı Selahaddin Üniversitesi’nin müzesine koyacağım, Osmanlılar 400 sene önce buralara gelip, zapt edip kendilerine mülk yaptılar. Beşikçi de nihayet bu topraklara ayakbastı. Kürdlere "topraklarınıza, ülkenize dilinize sahip çıkın" dedi, Kürdistan’a bu şekilde ayak basmak çok değerlidir. Bu nedenle ayakkabı da... " deyince salonda coşkun alkışlar yükselir.

Beşikçi, 5 Mayıs 2012’de İBV’nin kurulmasında Talat İnanç, Abdullah Baran, İshak Tepe, Ahmet Önal, Bahoz Şavata’nın, hukuksal konularda da Av. Ruşen Aslan’ın emek ve katkılarına değinir.  Vakfın kurulma aşamasında emeği geçenlerin tümünün adını tek tek anar.

Tarık Ziya Ekinci ve eşi Perihan Ekinci’ nin Diyarbakır Merkez'deki 614 dönüm arazilerini İBV’na bağışladıklarından da şükranla söz eder.

12 Aralık 2013’te Boğaziçi Üniversitesi, 29 Mayıs 2014’te ise Hewler’de Selahattin Üniversitesi Beşikçi’ye fahri doktora unvanı verir.  Beşikçi, 2012 de Hırant Dink Ödülü'ne layık görülür.

Beşikçi "Ve yolculuğumun diğer yüzleri" Yılmaz ÖZTÜRK: Tükenmeyen dostluk yazısında 2009 yılında vefat eden sevgili dostu Yılmaz ÖZTÜRK ‘le arkadaşlığını anlatır. Ölümünün ardından Öztürk’e ait arşiv ve kitaplara sahip çıkılamadığına çok üzülür.

Ümit Fırat da Beşikçi’nin yakın dostlarından biridir. 1974’de Ankara Zafer Pasajı’nda solcu öğrenci ve aydınların uğradığı Barış Kitabevi'nin sahibi Ümit Fırat’tır. Beşikçi, Ahmet Arif’le bu kitabevinde tanışmış. Ahmed Arif, Beşikçi dostluğu, hoca Adana Cezaevi'nde kalırken de sürmüş. Ahmet Arif, Beşikçi’ye düzenli olarak Halkçı’ gazete gönderirmiş. Beşikçi o dönemde Öcalan'ın da Barış Kitapevi'ne çok uğradığını, Ümit Fırat'ın bahsetmesiyle Öcalan'ın ismini ilk orada duyduğundan bahsediyor.

Diğer ilginç bir olay da Barış Ünlü’nün vefat eden babasının taziye evinde yaşanır. Beşikçi taziyeye gittiğinde Barış Ünlü, Önder Ayhan diye birisini Beşikçi’ye tanıştırır. Hoca adamı hemen hatırlar, bu adam 12 Mart 1971’de Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde Beşikçi’ye 13 yıl ceza veren yargıçtır.

Beşikçi hayati boyunca yaşadığı ekonomik zorluklara hiç değinmez. Özel yaşamından bahsetmeyi de sevmez. 20 Temmuz 1970’te Erzurum Atatürk Üniversitesi’ndeki görevine son verildiğinde, Danıştay'a başvurur.  Aralık 1970’te Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçiş yapar. 1971’de tutuklanmasıyla birlikte üniversiteyle olan ilişkisi de kesilir. 

1975’te de Emekli  Sandığı’yla da ilişkisini keser, 27 yıl sonra 2002 yılında yeniden sosyal güvenlik kaydını yaptırır. 2013 yılında da eşinin emekliliğinden yararlanarak, yeşil pasaport sahibi olur.

Beşikçi’nin Anılar kitabı, geleceğe ışık tutan 60 yıllık yakın Kürd ve Kürdistan tarihidir.

Tarihe iz bırakan Derviş Bilge'nin Anılar kitabını okuyun, okutun.


Basnews

Şîrove Bike

KÜLTÜR-SANAT

EN ÇOK OKUNANLAR
×