Ana Sayfa » Makaleler
MUHALEFETİN YARATAMADIĞI FARKLILIK

2021-02-17

A.Haydar Fırat

....

İktidarın 2015 Haziran seçimlerinden günümüze kadar sürekli gerilim üzerinden sürdürdüğü, tehdit ve korkutma politikası, Cumhur ittifakı yönünden başarılı oldu. İktidarını bugüne kadar sürdürmesi de bu dönemsel politikanın sonucudur. Sürekli yaratılan dış ve iç düşmanlar, uluslararası komplo teoriler, beka sorunu, Kürtlere dair talepleri, terör sorununa indirgeyenargümanlar, topluma benimsetildi. Ak parti ile Cumhur ittifakı bu söylem ve yaklaşımları ile iktidarını sürdürmeyi başardı.

Ekonomi, dış politika, hukuk ve temel haklar alanında yaşanan yığınla olumsuzluk ve hukuksuzluklara karşın (kamuoyu araştırmalarının sonuçlarına göre) iktidar bloğunu oluşturan partilerin oy oranın yüzde 40’lar düzeyinde (Erdoğan’a duyulan güven % 50 lerin üstünde) görülüyor.Kararsızların % 15-20 ve Muhalefet bloğunu oluşturan partilerin oy oranın iktidarın birkaç puan üzerindeolması iktidar bloğundan ziyade muhalefet bloğunun başarısızlığını gösteren bir görüntüdür. 

Adalet te güvenin %30’a indiği, ekonomik göstergelerin dip yaptığı, iktidarın sorunları çözeceğine inanların sürekli azaldığı, işsizliğin hat safhaya vardığı bir ortamda, iktidar bloğunun,  muhalefet bloğunu oluşturan partilere yakın (kararsızlar hesaplanmadan) bir oy oranına sahip olması, iktidarın yetersizliği veya yönetememesin den ziyade muhalefetin farklı bir çözüm üretememesinden kaynaklanmaktadır.

Temel sorunlarda iktidarın söylemlerine laf yetiştirmekten başka bir becerisi olmayan, dış politikada doğru ve yanlışa bakmaksızın, beka sorunu söylemi gündeme geldiğinde militarizmin çizgisinden çıkamayan bir Ana muhalefet partisinin halk nezdinde iktidara alternatif olama şansı var mı? Soru bu. Ana sorunlarda iktidar ile benzer görüşlere sahip bir muhalefetin başarı kazanma şansının olmayacağı ortada. Yapılan kamuoyu araştırmaları bize bunu gösteriyor.

Birincisi; Muhalefetin, iktidarın yarattığı gündeme takılarak politika üretmekten bir türlü vazgeçememesidir. Cumhur ittifakı, toplumun önceliklerini ve temel sorunları göz ardı ederek, günlerce, haftalarca muhalefet tarafından söylenen, sıradan bir ifade ve açıklamadan beka sorunu, darbe çağrısı, vatan hainliği ve dini değerleri aşağılama gibi soyut kavramlar üzerindenbeslenen bir politik oluşumazemin hazırladı. Muhalefetin, bu temelsiz suçlama ve iddialar karşısında, telaşla savunma konumuna geçmesi ve takındığı suskunluk hali, muhalefet açısından da anlaşılır bir durum değil.

İktidarın gerilim üzerinden politika yaparak amaçladığı, toplumu temel sorunlardan uzaklaştırarak Sünni bir gündem oluşturmak mı?  Yoksa sürekli gerilim üzerinden inşa etmeyi hedeflediği(yeni sisteme uygun) otokrattık bir yönetim anlayışını yaratmak mı? Kanımca, ikinci seçenek yapılanlara daha uygun düşüyor.İçerde, dışarda yaşanan olaylar ve kişilerüzerinden,(dini değerler ve milli duyguları öne çıkartarak)sürekli gerilim içerenbir gündem yaratmak ve iktidarın bu doğrultuda şekillendirmektir.

Kemal Can’ın tespiti bu yaklaşıma iyi bir örnektir. Sıkışan iktidarın gündem değiştirme çabasıyla filan bir alakası yok. Gündem tam bu yaşananlardır. Senelerdir hadi daha kısa zaman önceye çekelim aylardır iktidar gündem değiştirme hamleleri denilenler, açık ve gayet yıkıcı sonuçları olan sahici gündemdir, bütün ülkeyi esir almış durumdadır. Ve gayet etkili bicimde işlemektedir. Olup bitenin ‘asil gündemi^ saklamak için yaratılmış bir gölge oyunu olduğunu söylemek işletilen  ‘asil gündemi’ idrak etmeyi imkânsız hale getiriyor. (1)

İkincisi; İktidar tarafından sürekli gündemde (yedek güç olarak)tutulan beka sorunudur.  Parlamento da bulunan (HDP ve TİP hariç) muhalefet partileri beka sorunu ile gündeme gelen konular karşısında sorgusuz, sualsiz sesiz kaldı.  İktidar, dış politika, güvenlik, ekonomi, adalet, sağlık, eğitim ve sosyal yaşamla ilgili alanlarda karşılaştığı tüm zorluk ve çıkmazları, yalan ve çarpıtma üzerinden olgunlaştırıpülkenin beka sorununaendeksleyerek, toplumda gelişen ve gelişebilecek eylem ve etkinliklere karşı ustalıkla kullandı. Muhalefette de bu yanlışlıklarasessiz kalarak onay verdi.

İktidarın, Suriye, Libya, Irak (Güney Kürdistan) ,Katar, Somali, doğu Akdeniz de ve Azerbaycan da operasyon el askeri güç ve danışmanlık görevi üstlenen birlikler bulundurarak, (basına yansıyan bilgi ve açıklamalardan öğrendiğimiz kadarıyla) bu ülkelerdeki (Suriye, Libya ve Azerbaycan) çatışmalara müdahilolduğu yazılıp çizildi.

Millet ittifakının iktidara yönelttiği önemli eleştirilerden bir tanesi ekonomidir. Askeri harcamaların ekonomiye getirdiği yükten hiç bahsetmeyen muhalefetin, ekonomiyle ilgili dile getirdikleri yetersiz kaldı. İktidarın, Suriye de rejime muhalif selefi güçler ile Libya da çatışmalara katılan aynı eğilimdeki güçlere sağladığı askeri destek,Millet ittifakınca hiçbir zaman sorgulanmadı tersine iktidarca parlamentoya getirilen teskerelere onay verildi.

Ak Parti iktidarının dış politikada diplomasiyi dışlayan, askeri güç bulundurarak sürdürdüğü politikası, Türkiye’yi komşuları, İslam Ülkeleri, AB ve ABD nezdinde yalnızlaştırdı. Komşularla barış içerisinde olunmalı diyen Ana muhalefet partisinin diplomattık çabalar yerine askeri çözümleri desteklemesive iktidarın sürekli kullandığı tehdit dilini hiç sorgulamaması, savunduğunu iddia ettiği barışçıl politikalarla çelişti. İktidara alternatif olamaması ve farklılık yaratamaması da bundandır.

Üçüncüsü; Cumhur ittifakının, muhalefeti dizayn etme arzusudur. Erdoğan’ın dile getirdiği, muhalefetin yerlisi ve millisini ülkemize kazandırma söylemidir. Beka sorunu söylemi gündeme getirilince sus-pus olan muhalefete bakınca, bu politikanıniktidar bloğunun istediği yöne evirildiği izlenimi edinmemize vesile oldu.

Cumhur ittifakının, 1930 da dönemin tek parti iktidarının teşviki ile kurulan Serbest Cumhuriyet Fıkrası (SCF) gibi muhalif bir yapıyı yaratma arzusu ve arayışında olduğu biliniyor.98 gün siyaset sahnesinde kalan SCF Belediye seçimlerinde, Batı Anadolu ve Egede,seçime katıldığı birçok beldede Belediye Başkanlıkları kazandı.Yılların deneyimine sahip şu anki muhalif siyasi partilerin yaratamadığı değişimi 98 gün siyası arenada kalmış bir partinin yaratmış olması (muhalefet açısından) incelemeye değer bir deneyim.

Bir başka konuda, HDP’ in Kürt sorunu ekseninde yaşanan gelişmelere karşı,inisiyatif geliştirmeyip, sorunu başka yerlere havale etmesidir.Bu politik tercih bugüne kadar ne HDP ye ne Kürtlere nede politik ortama bir katkı sunmadı. Elbette ki Kürt sorunu çözümüne katkı sunacak ve söz hakkına sahip birçok yapı ve aktör mevcut. Kürtlerin ulusal demokratik hakları ve geleceğinin tartışılacağı bir zemin oluştuğunda bu aktörlerin hepsinin içinde barındıran bir yapılanma kaçınılmaz olarak oluşacaktır.

 HDP aldığı oyların % 90’ni (kamuoyu araştırmalarının yansıttığı veri) Kürtlerden aldı. Bu nedenle Kürt sorunun muhataplarından birisidir. Kendisini Kürt sorunun dışında konumlandırması(veya öyle görmek)doğru bir yaklaşım olmaz.HDP’in Parlamento dışında kalan, Kürt sorununa taraf diğer kesimlerinde görüş ve önerilerini alarak politika yürütmesi ve inisiyatif kullanması, daha doğru bir seçenek gibi görünüyor.

Toplum, birçok temel sorunun, muhalefet tarafından nasıl, hangi yöntemlerle çözüleceğini bilmiyor. Çünkü muhalefet farklılığını ve alternatif olabileceğini henüz yeterince gösteremedi. Muhalefetin sorunu bu olsa gerek.

11.02.2021

Bu Yazı 51 kez okundu
YORUM YAZ
Ad ev Soyad :
Yorumunuz :
Bize ulaşmak için [email protected] adresine yazarbilir,veya iletişim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.