Diyar Budak ve Rojava’ya Kaçış

Aydoğan İnal

[email protected]

6.01.2022 11:15:19

Kısa bir süre önce sayın Diyar Budak’ın “Rojava’ya Kaçış” kitabı elime geçti. Bir solukta okuduğum kitapla ilgili düşüncelerimi paylaşmadan önce sayın Diyar Budak ile ilgili bir kaç not düşmek istiyorum. Diyar Budak’ı ismen duymuştum. Ve kısmen de yazılarından tanıyordum. Diyar Budak Abimi bir kaç ay önce Almanya’nın Bremen şehrinde düzenlenen bir toplantı da tanıma şansım oldu. Kısa bir süre önce de başka bir toplantı için Güney Kürdistan’da kendisi ile görüşme ve sohbet etme imkanımız oldu. Tanımaktan keyif aldığım ve onur duyduğum insanlardan biri oldu Diyar Budak. Onur duyma cümlesini özellikle kullandım çünkü hem aile olarak Budak Ailesinin ve hemde Diyar Budak’ın  Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesine vermiş olduğu  emeklerinden dolayı büyük bir saygı duyuyorum.

Aslen Dersimli olan Budak Ailesini bir çok insan Diyarbakırlı olarak bilir. Budakların Diyarbakırlı olarak bilinmesinin en büyük nedeni uzun yıllar Diyarbakır’da yaşamış olmalarıdır. Ayrıca Diyarbakır’da Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesinde mihenk taşı görevi  gören öğrenci hareketi içersindeki mücadelede, en ön saflarında yerlerini almalarından kaynaklanıyor. Mücadelenin her türlü zorluğunu yaşamalarına rağmen duruşlarından asla taviz vermeyen bir aile Budak Ailesi.

Budak Ailesinin bir ferdi olan Diyar Abi konuşurken kullandığı kelimelerdeki seçicilik karşıdakinin yanlış anlaşılma durumunun ortadan kaldırılmasının yanısıra içten gelen bir beyefendiliğin göstergesidir. Konuşmaları esnasında vücut dilini bir ustalıkla kullanması da dinleyici üzerinde bir odak noktası oluşturuyor. Daha çocuk yaşlardan itibaren Kürt mücadelesinin zorlu yüzü ile karşılaşan Diyar Budak yaşadığı tüm zorluklara rağmen hep bir saygın duruşa sahip olmuştur.

Yaşadığı olayları ve karşılaştığı zorlukları anı tarzında kitaplaştıran Diyar Budak’ın “Rojava’ya Kaçış” kitabı Doz yayınları arasında yayınlandı. Birinci baskısı 2015 yılında İstanbul’da basılan kitabın önsözü gazeteci Edip Yazgan tarafından kaleme alınmış.

Birinci bölümde Polis ile tanışma başlığı altında yaşadıklarını anlattığı kitap toplam olarak 136 sayfa. Yedi bölümden oluşan kitabın her bir bölümü farklı dönemlerde yaşadığı olayların kısa bir özeti. Kitabı okurken yaşanan olaylar bir film şeridi gibi gözlerimin önünden kayıp gitti. Zira zaman farklı da olsa yaşananlar ve duyulan acılar ortak.

Diyar Budak’ın yaşadıkları, kaleme aldıklarından kat be kat fazladır. Sadece yaşadıklarının bir kısmını dahi olsa kaleme almış olması gelecek nesile bir miras niteliğindedir. Diyar Budak’ın yaşamı aslında bir nevi Kürdün makus talihinin de bir kesitidir.

Kitabın son bölümü olan “Kaçış Yolu” anılarında ülkenden kaçarken yaşadığı zorlukları anlatıyor. Özellikle kaçış yolunda bir kaç başarısız denemeden sonra Rojava’ya kaçmaları ve Rojava’da Suriye askerleri tarafından sığındıkları evde yakalanmaları korkunç bir olay. Suriye askerleri tarafından Türkiye’ye teslim edilme korkusu ve kaygısına karşın kendilerini Güney Kürdistan vatandaşı olarak  tanıtmaları zekice düşünülmüş bir açıklama.

Ne yazık ki kitap da Suriye Askerleri tarafından Irak Askerlerine teslim edilmek üzere  çıkılan yolda son buluyor. Umarım Diyar abi kitabı böyle bitirmez. Yani anılarını böyle yarıda kesmez ve kitabın ikinci ve sonrasındaki ciltlerinde de anılarını kaleme almaya devam eder. Zira anıları okuyan gelecek kuşak bugünlere gelirken insanların yaşadıkları zorlukları anlar ve daha iyisi için bir çaba içersine girer. 

Şîrove Bike

MAKALELER

EN ÇOK OKUNANLAR
×