Koçgiri’yi Horasan’la Buluşturan Bir Belge Kurdu: Mehmet Bayrak
30.07.2021 13:27:05

Munzur Çem

Deng dergisinden arkadaşlar arayıp yazarlığa başlayışının 50. Yılı nedeniyle Mehmet Bayrak ve çalışmalarıyla ilgili bir yazı istediklerinde elimde olmayarak suratım asıldı. Bunun bir nedeni, oldum olası böyle bir konuda yazı yazmaktan hoşlanmamam, ikinci nedeni ise M. Bayrak ile ilgili yazmanın zorluklarıydı. Çünkü yazı yaşamını yakından bildiğim Mehmet o kadar çok çalışmış, değişik alanlarda o kadar çok ürün vermiş ki bu zenginliğin içerisinden seçme yapıp ortaya bir makale koymak kolay iş değil.

M. Bayrak’la ilk kez 1975’lerde Ankara’da Özgürlük Yolu Dergisi bürosunda tanışmıştık. Ona dinamik, hoşsohbet sahibi bir entelektüel adayı diyebilmek için kendisiyle beş-on dakika konuşmak yeterliydi. Daha sonra fırsat buldukça buluşmalarımız devam etti. Bu görüşmelerin birinde K. Burkay ile beni evine davet ettiğini hatırlıyorum. Tabi gittik ve bu sayede, en az onun kadar dinamik, güler yüzlü eşi Gülay ile tanışma fırsatı bulmuş olduk. Açık konuşan, samimi rahat bir çifttiler.

1970’leri yaşayanlar bilirler; Türkiye solcuları ya da bizim gibi sol çizgide yurtsever görüşlere sahip olanlar, bir yönümüzle cami imamlarını andırıyorduk. Örneğin en az bir imam kadar içkiden uzak durur ya da kendimizi öyle gösterirdik. Ama sol görüşe sahip olmasına rağmen Mehmet öyle değildi. Bu konuda da çok rahat gözüküyordu.

Deng dergisinden arkadaşların önerisinden sonra Bayrak’ın bende bulunan kitaplarını çıkarıp masaya dizdim ve gözden geçirmeye çalıştım. Bunu yaparken de sanki yeni görüyormuşum gibi bir bakıma şaşkınlık geçirdim. Bunca belge nasıl temin edildi, yabancı dilden olanlar nasıl çevrildi, dizgileri, redakteleri nasıl yapıldı, nasıl basılıp dağıtıldı, onca yorum hangi çaba ile ortaya çıktı; hayranlık duymamak elde değil.

Mehmet’in yazarlığının ilk döneminde sol bakış açısı ile Türk edebiyatı ağırlıktadır. Halkın yaşantısını konu edinen edebiyat, „Türk edebiyatında Devrimci Kadrolar ve yaptıkları“, „Devrimci Edebiyat“ ve bu bağlamda özel olarak Tevfik Fikret göze batan başlıca konular arasındalar.

Mehmet yazarlığa uzunca bir inceleme yazısıyla başlıyor. Bu yazı, 1971 yılında „Gelecek“ dergisinde yayınlanan „Tevfik Fikret ve Devrim“ başlıklı incelemedir. Sonraki yıllarda bir çok dergi ve gazetede yayınlanan yazıları da aynı şekilde ağırlıkla Türkoloji üzerinedir. 1975 yılında yayın hayatına başlayan aylık Özgürlük Yolu dergisi, onun yazı yazmaya başladığı ilk Kürt kimlikli yayındır.

Sonraki yıllarda, çalışmaları ağırlıklı olarak folklor ve tarih sahasına kayan Bayrak, 1990’lardan itibaren Kürdoloji dalında peş peşe yayınladığı kitaplarla, bu alanda o güne kadar hiç bir Kürt yazarının ulaşmadığı bir rekorun altına imzasını atmış oldu. 1990’ların başlarından 1994 yılına kadar Kürdoloji üzerine yayınladığı kitaplarının sayısı kendi deyişiyle “20’ye yakındır.”

Hiç kimse böyle bir çalışma yapan birinin Türkiye’de rahat bırakılacağını düşünmez elbet. Bahsini ettiğim yıllarda Mehmet’i de rahat bırakmıyor devlet ve birçok kitabı için peş peşe davalar açılmaya başlanıyor. Mehmet Bayrak artık mahkeme koridorlarının zoraki abonelerindendir. Üstelik te sadece düşünen, yazan, derleyen ve yayınlayan bir yayın emekçisi değil, “Ben Kürdüm” diyebilen ve Kürdoloji alanında ürün veren bir aydındır o. Yani suçu katmerlidir Mehmet’in. Ne var ki Mehmet sanki inat etmiş gibi Kürdoloji ile de yetinmeyerek “suçlarına yenilerini” eklemeyi sürdürüyor ve bu kez de Türkiye’nin tabularından olan Alevilik ve Aleviler konusuna el atıyor. Hem de Kürdoloji alanında ulaştığı düzeyde bir üretkenlikle… Bu alandaki çalışmalarından bahsederken,“1973’de Ankara’da yayımlanan Yenigün gazetesi ile 1974’te Halk-bilimi dergisinde yayımlanan yazılarım, sonraki Alevilik çalışmalarımın adeta temelini oluşturuyordu,” diyor kendisi.

En son 1980 Haziran ayında görüştüğüm Mehmet ile yeniden görüşmemiz, 1988 yılında Özgür Gelecek dergisini çıkarma hazırlıkları sürerken geldiği Almanya’da gerçekleşti. O görüşmede dikkatimi en çok çeken şey yine Mehmet’teki rahatlıktı. Bizim “sorun olur mu?” endişesiyle ince eleyip sık dokuduğumuz birçok şeye o pek te kulak asmıyordu. Hatta bir ara geliş-gidişleri ve sınır kontrolleri ile ilgili titizliğimizi görünce “Bazı şeyleri çok büyütüyorsunuz, bir şey olmaz merak etmeyin,”diyerek bir bakıma eleştirmişti bizi. Ondan bu sözleri duyunca da içimden“Demek ki insan içerisinde yaşadığı şeylere alışıyor, Mehmet de baskı görmeye alışmış, önemsemiyor,” diye geçirmiştim.

Türkiye’ye döndükten bir süre sonra Özgür Gelecek dergisini yayınlamaya başladı ve ben de elimden geldiği ölçüde kendisine yardımcı olmaya çalıştım. Sonradan kitap olarak ta yayınlanacak olan Mirzali Çimen imzalı “Dünü ve Bugünüyle Gerikalmışlık Sorunu” başlıklı yazı bölümler halinde derginin bütün sayılarında yer aldı. Sonraki yıllarda Mehmet’in ceza almasına neden olan kitaplar arasında benim bu çalışmam da yer alıyordu.

Bayrak, Özgür Gelecek’ten dolayı gözaltına alındı, hayati tehlike teşkil edecek derecede dayak yedi, işkence gördü ama yılmadı.

Yazarın en çok önemsediğim çalışmalarından biri de onun 1997’de yayımladığı Alevilik ve Kürtler kitabıdır. Mehmet’in bu çalışmayı yayınladığı yılar, devletin sistematik bir çalışma ile Aleviliği “Türk Kültürü”, “Türklerin İslam’ı algılama şekli” gibisinden ırkçı yaklaşımlarla tarif etmeye çalıştığı, “Kürt’ten Alevi olmaz” şeklindeki propagandanın dorukta seyrettiği yıllardı. Bayrak’ın Alevilik ve Kürtlerle ilgili çalışmalarının her biri, Türk sömürgecilerinin bu alandaki asimilasyoncu tezlerine indirilen ağır birer darbe oldular.

Bayrak’ın “Kürt Müziği, Dansları ve Şarkıları” (Mûzik, Dans û Şarkiyên Kurdi),“Geçmişten Bugüne Kürt Kadını”  ile “Gravürlerle Kürtler” (Bı Gravûran Kurd) sadece adlarını anmakla yetineceğim önemli çalışmalarından öteki bazı örneklerdir.

M. Bayrak dostumun Alevilik ile Kürtler arasındaki bağı okuyucuya göstermek için gösterdiği yüksek performans kadar, onun İç Toroslar-Koçgiri bölgesi ile Horasan Kürtleri üzerine yaptığı çalışmaları da önemsemek gerekir. Bayrak’ın;

1)            İçtoroslar’da Alevi- Kürt Aşiretler (İnceleme- Antoloji), 2006

2)            Alevilik- Kürdoloji- Türkoloji Yazıları (1973- 2009), (İnceleme), 2009

3)            Dersim- Koçgiri, (İnceleme- Araştırma) (2010), Genişletilmiş yeni bas. 2012

4)            Bir Siyaset Tarzı Olarak Alevi Katliamları, (İnceleme- Araştırma), 2011

5)            Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan, (İnceleme- Antoloji), 2013

6)            Êzidi – Kızılbaş - Yaresan Kürtler, (İnceleme- Araştırma), 2014

7)            Kürt ve Alevi Tarihinde Tabular Yıkılırken ( İnceleme- Tv. Proğramları), 2014

Adını taşıyan çalışmaları, Koçgiri’den Horasan’a kadar uzanan geniş bir coğrafi alanda yaşayan, farklı lehçeleri konuşan, farklı inançlara sahip olan bölgenin kadim halklarından Kürtlerin dil, tarih ve inanç dahil kültürel yönden birbirleri hakkında bilgi sahibi olmalarına ve tanımalarına olanak sağlayan çok önemli eserlerdir. Mehmet, bu alandaki çalışmaları ile adeta bir Koçgiri-Horasan köprüsü kurmuş oldu. Geleceği tehdit altında olan bir ulus bakımından bu tür çalışmaların büyük öneme sahip olduklarını tartışmaya gerek yok sanıyorum. Şimdi önemli olan onları gelecek kuşaklara aktarabilmektir ki bu da Kürt kurum ve kuruluşları başta olmak üzere tüm yurtsever çevrelerin görevidir.

Mehmet Bayrak’ı ve onun yayın alanındaki yerini bir kaç sayfalık bir yazı ile tam olarak anlatmak mümkün değil elbet. Üretken bir yazar olduğu kadar sosyal bir insan olan Bayrak’ı yazarlığının 50. Yılında kutlar, sevgili eşi Gülay ile ikisine sağlık ve bol huzurlu günler dilerim.

Nice yıllara sevgili dost!

Deng Dergisi, sayı: 122

Şîrove Bike

MAKALELER

EN ÇOK OKUNANLAR
×