Kısaca Hayatım Ve Yargılamayla Geçen Yazarlık Serüvenim

Mehmet Bayrak

[email protected]

27.07.2021 10:37:47

1948 yılında Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Dallıkavak köyünde doğdum.

Köyümüzde ilkokul 1952 yılında açıldı ve okula 1953 yılında daha beş yaşındayken başladım. Oysa, büyük dedem Dersim’den “İsyanî” mahlasıyla şiir yazan Rüştiye hocası İsmail Efendi’yi (Elçioğlu) getirterek, daha Osmanlı döneminde köyümüzde özel eğitim başlatmış ve çevrede önde gelen ailelerin çocukları da bu eğitimden yararlanmışlardı. Babam ve amcalarım ise daha 1920-25 döneminde Sarız İlkokulu’nu bitirmiş ve 1950’den sonra memurluğa girmişlerdi.

Ancak, araya Köy Enstitüleri süreci girdiği için, köyümüzde resmi ilkokul 1952’de açılabilmiş ve bu okulu bitirerek birçok yakınımızla birlikte Kayseri’de okumaya başlamıştık. Ailenin, 1959’da Pınarbaşı’ya göçmesiyle ben de Ortaokulu burada tamamlamıştım. Derken, Lise eğitimi için yeniden Kayseri ve eğitimimi 1964’te tamamladıktan sonra 1965’te Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Türkoloji eğitimine başladım ve aynı zamanda bir kamu kuruluşunda çalışarak eğitimimi 1969/70 döneminde tamamladım. O dönem Türkiye’de biri İstanbul, ikincisi Ankara, üçüncüsü Erzurum Üniversitesinde olmak üzere sadece üç Türkoloji bölümü bulunuyordu.

Okulu bitirdikten sonra, Ankara ve İstanbul’da yedek subaylık sonrası kısa sürelerle edebiyat öğretmenliği, müze ve kütüphane memurlukları yaptım. 1974 yılında Türkiye genelinde açılan bir sınavla da Ankara’da TRT Muhabirliğine geçtim. Askeri Cunta döneminde Kasım- 1981’deki toplu sürgünlere kadar bu görevde çalışıyordum. Muhabirlik görevim sırasında, bir süre Muhabirlik kurs öğretmenliği yaptığım gibi, ek iş olarak 52 dizilik “ Edebiyatta Gülmece ve Yergi Geleneği” konulu bir proğram yaptım ki, bunu daha sonra 1987’de yayımlanan “Halk Gülmecesi” konulu kitabımda değerlendirdim. 1979’da TRT Televizyonunda sunmaya başladığım bir çocuk proğramı ise, Ankara’da hüküm süren Sıkıyönetim engeline takıldı...

Yazarlığa Başlamam

Fakülteyi bitirdikten bir yıl sonra 1971’de başladığım yazınsal çalışmalarım, yüreğimi ve kafamı belli ölçülerde doyuran başlıca uğraşım oldu desem, yeridir. O tarihten sonra, eski ve yeni kuşak sosyalistleri biraraya getiren “Gelecek” dergisinden başlayarak, birçok sanat- edebiyat- kültür dergisinde çeşitli inceleme - araştırma ve eleştiri yazılarım yayımlandı. Bu sürece ilişkin “Gelecek Dergisi Yöneticileri”ne hitaben yazdığım 50 yıllık bu mektubu paylaşmak istiyorum:

“Aslında sizlere böyle klâsik bir hitapla değil, (Dostlarım) diye daha içten seslenmek isterdim. Fakat daha mektubuma başlarken hoş bir rastlantı ile GELECEK dergimizin Sunu yazısının başlığındaki (Gelecek Devrimcilerindir) sözü ile aynı özde bir düşün’le karşılaştım. Neyse, bunun üzerinde daha fazla durmayalım. Bu, bilimin de bir gereğidir.

Cumhuriyet gazetesinde, dergimiz Gelecek’in bir ilanını gördüm ve daha adını görür görmez, dilediğim sosyalist edebiyat dergisine kavuştuğum düşüncesiyle hemen adresinize mektup yazmayı ve dergi istemeyi düşündüm. Fakat dergi hakkında soruşturma açılan şu ortamda bunun olanaksızlığını düşünerek vazgeçtim ve hemen Ankara’daki Sergi Kitabevi’ne gittim ve şimdiye değin çıkmış olan iki sayısını aldım. Dergileri inceledikten sonra aradığımı bulduğumu söylersem, düşüncemi belirlemiş olurum sanıyorum.

Bunun içindir ki yazı kadronuzda bulunmak ve aşağıda belirteceğim incelemelerimle (toplumsal ve devrimci edebiyatımıza) katkıda bulunmak, benim için gerçek bir mutluluk olacaktır.

Daha Üniversite öğrenimi yaparken, daima öğretilenleri tamamen yetersiz ve yanlış bulmuş ve edebiyatımızın somut, gerçekçi, objektif ve diyalektik açıdan yapılmış eleştirilerini aramışımdır. Bunun içindir ki; 1936’da tek sayısı çıkmış olan Projektördeki C. E. Zade’nin (Milli Edebiyat Yok, Sınıf Edebiyatı Var) adlı incelemesi, Hikmet Kıvılcımlı’nın daha 1937’de yaptığı inceleme ( Edebiyat-ı Cedide’nin Otopsisi),Kemal Tahir’in 1939’da hazırladığı (Namık Kemal İçin Diyorlar Ki) adlı anket kitabı, yine aynı konuda 1942’de Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerince hazırlanan yapıttaki P. N. Boratav, B. Boran, N.Berkes’in incelemeleri; A. Gölpınarlı’nın1946’da yayımladığı (Divan Edebiyatı Beyanındadır) adlı yapıtı; özellikle S. Z. Sertel’in (Tevfik Fikret) üzerine yaptığı inceleme; N. Hikmet’in eleştirel şiirleri  ve bu nitelikteki pekçok yapıt bana öncü ve yardımcı olmuştur.

Üzerinde çalıştığım konular şunlar:

1)    Anadolu Halkının Yaşantısını Konu Edinen Edebiyat (Edebiyatımızda Köy ve Köylü),

2)    Edebiyatımızda Devrimci Kadro ve Yaptıkları,

3)    Tevfik Fikret ve Devrim ( Fikret’in çeşitli konularda Atatürk’e etkisi),

4)    Fikret’in Devrimci Edebiyata Getirdikleri,

5)    Sınıf Edebiyatı Üzerine (Sınıfsal Açıdan Edebiyatımız),

6)    T. Fikret’in ve N. Hikmet’in Kişiliğinde İleri- Geri Kavgası.

Bunlar, ilk planda düşündüklerim. İncelemelerimi görünce olumlu bir yargıya varacağınız kanısındayim. Ayrıca, abone koşulları ve olanakları konusunda da bilgilerinizi beklerim.

Yürüteceğiniz devrimci mücadelede birlikte ve aynı saflarda olma umuduyla sizlere başarılar ve saygılar sunarım. 15.7.1971, M. Bayrak”

Bu mektuptan sonra ” Tevfik Fikret ve Devrim” konulu uzunca incelemem bu dergide yayımlanmış ancak dergi başka yazılardan dolayı kovuşturmaya uğramış ve kapanmıştı. Bunun üzerine, 1972’den itibaren Yansıma, Yeni Adımlar, Yeni A,Yeni Ufuklar, Militan , Sanat Emeği, Yeni Toplumve Halkbilimi gibi dergilerle Yeni Ortam ve Yenigün gazetelerinde ağırlıkla Türkoloji alanında eleştiri ve inceleme- araştırma yazılarım yayımlanıyordu. Yazılarımın yayımlandığı Kürt kimlikli ilk dergi ise Özgürlük Yolu’ydu... Burada, kimi zaman takma isimlerle, nadiren de gerçek adımla yazıyordum. 1970’li yıllardan başlayarak çeşitli dergi ve gazetelerde yayımladığım inceleme- araştırma yazılarım, sonraki kitaplarımın da kaynağını oluşturuyordu. 1973’de Ankara’da yayımlanan Yenigün gazetesi ile 1974’te Halkbilimi dergisinde yayımlanan yazılarım, sonraki Alevilik çalışmalarımın adeta temelini oluşturuyordu. Nitekim, 1979/ 80 yıllarında Demokrat gazetesinde yayımlanan ve üç davaya konu olan “Halk Şiirinde Toplumsal Olaylar ve Başkaldırmalar” yazı-dizisi sonrakilerin habercisi gibiydi.

Yazılarımı izleyen Asım Bezirci, daha doğrudan tanışmıyorken, “Türk Yazarları” dizisi başlatan Tel Yayınları’na, benim “Tevfik Fikret”i hazırlamamı önermiş ve ilk (1.) kitabım 1973’te burada yayımlanmıştı. İkinci (2.) çalışmamsa, üstteki döküme paralel olarak “Köy Enstitülü Yazarlar- Ozanlar” konulu bir inceleme- antoloji çalışması olup TÖB- DER’ce 1978’de yayımlanmıştı.

Bu tarihten sonra daha çok folklor ve tarih alanında yoğunlaştım. Bu alanda sırasıyla şu çalışmalarım yayımlandı:

3) (Alevi Önderlikli) Halk Hareketleri ve Çağdaş Destanlar (Araştırma- 1984)

4) Eşkıyalik ve Eşkıya Türküleri (İnceleme- Antoloji/ 1985). Bu kitabın geliştirilmiş şekli 1996 yılında Öyküleriyle Halk Anlatı Türküleri adıyla yayımylandı ve Türkiye’de dava konusu oldu. Aynı kitabın, daha da geliştirilmiş şekli Sosyal İsyancılık Geleneği ve Folklor adıyla 2014 yılında yayımlandı.

5) Pir Sultan Abdal ( İnceleme- Araştırma/ 1986)

6) Halk Gülmecesi (İnceleme- Örnekleme/ 1987)

                                                                       4

Yargılanmayla Geçen Yazarlık Serüvenim

-         1979 yılında, bir TRT proğramı dolayısıyla Ankara Sıkıyönetim Başsavcılığınca sorgulanmamızı biryana bırakırsak; Türkiye’de yazı çalışmalarım dolayısıyla karşılaştığım ilk ceza davası 1980 yılına dayanıyor. Aralık/1979- Ocak/ 1980 aylarında Demokrat gazetesinde yayımlanan bir yazıdizisi dolayısıyla hakkımda İstanbul’da üç ayrı dava açılmış; bunlardan ikisinden beraat etmiş, Dersim soykırımı üstüne yayımladığım bir Kürtçe ağıt dolayısıyla 3 ay hapis cezası almıştım ve bu ceza paraya çevrilmişti.

-         1988/ 1989 yıllarında çıkardığım Özgür Gelecek dergisinden dolayı, gerek yazar gerekse derginin sahibi ve yayın yönetmeni olarak hakkımda Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 30 dava açıldı. Bunlardan 10 kadarı doğrudan benim yazılarımdan açılmış, diğerlerindense Derginin sahibi ve yayın yönetmeni olarak sorumlu tutulmuştum. Dergiyi çıkarırken, defalarca gözaltına alındım ve 2 defa tutuklandım.İlk tutuklanmama gerekçe gösterilen yazı, daha önce 2000’e Doğru dergisinde imzasız yayımladığım ve kapak konusu olup İstanbul DGM’de beraat ettikten sonra bu defa kendi imzamla dergide yeniden yayımladığım “Nazım Hikmet ve Kürt- Türk Halklarının Kardeşliği” yazısıydı. Tutukluluğum sırasında, bir toplu dayak ve işkenceden dolayı neredeyse hayatımı kaybediyordum. Helsinki Wach’ın, gördüğümüz işkenceye ilişkin raporu, uluslararası kamuoyunda ve Türkiye’de büyük yankı yaratmıştı.

-         1990 yılında, Almanya ve Hollanda’da düzenlenen “Kürt Basınına Özgürlük Geceleri”ne katılmak üzere Almanya’da bulunduğum sırada, Ankara DGM’ce bana 6 yıl 3 ay ağır hapis cezası verildiğini öğrendim. Buna rağmen yeniden Türkiye’ye döndüm ve Yargıtay’da yaptığım savunmalardan sonra, dava bozularak yeniden DGM’ye gönderildi. 1991 yılında TCK’nun 142. Maddesinin değiştirilmesinden sonra bu konudaki davalar düştü. Ancak bu defa da, Terörle Mücadele Kanunu çıkarılarak, bu Kanunun 8. Maddesine göre yargılanmaya başlandık.

-         1990/91 yılından itibaren Kürdoloji alanında kitap yayınına başladım. 1994 yılında yurtdışına çıkmak zorunda kalıncaya kadar, Kürdoloji alanında 20’ye yakın kitap yayımladım. Bunlardan, 3’ü bana ait(7) kitap hakkında bu defa TMK’nun 8. Maddesine dayanılarak davalar açıldı. Bu davalar 1991, 1992, 1993 yılları boyunca devam etti. 1993’te, ateşkes ilan edilmesi üzerine ülkede siyasi havanın yumuşaması ve yaptığımız  savunmalarla, Ankara DGM, hakkımdaki davaların tümünden beraat kararı verdi.

Ancak, birkaç ay sonra ateşkesin bozulmasıyla, siyasi hava yeniden gerildi. Gerek Milli Güvenlik Kurulu’nun gerekse Genelkurmay Başkanlığı’nın Mahkemelere gönderdiği, bizim durumumuzda olan yazarların cezalandırılmasına ilişkin gizli bir direktifle, beraat ettiğim davaların tümü Yargıtay’ca aleyhime bozuldu ve DGM de bu karara uyarak, yargılandığım 7 kitabın tamamından bana 10 yıl, 6 ay hapis cezası verdi. Cezaların kesinleşmesi üzerine 1994 sonunda Almanya’ya çıkmak zorunda kaldım. Ceza aldığım kitaplardan 3’ü bana ait, diğer 4’ü ise yayına hazırladığım veya yayımladığım kitaplardı:

1)    M. Bayrak: Kürt Halk Türküleri (Kılam û Stranên Kurdî),1991

2)    M. Bayrak:Kürtler ve Ulusal- Demokratik Mücadeleleri, 1993

3)    M. Bayrak: Kürdoloji Belgeleri-1, 1994

4)    N. Dersimi: Dersim ve Kürt Milli Mücadelesine Dair Hatıratım, 1992

5)    Zinar Silopi: Doza Kurdistan (Kürdistan Davası), 1992

6)    Munzur Çem: Dünü ve Bugünüyle Gerikalmışlık Sorunu, 1991

7)    Cemşid Mar: Çağdaş Kürt Destanları; 1992

-         1995 yılı başlarında, verilen cezalar dolayısıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açtım ve bu dava 2002 yılında Türkiye’nin tazminata mahkum olmasıyla sona erdi. Elimde, o aşamada diğerlerinin belgeleri bulunmadığı için sadece üç kitaptan dava açabilmiştim. Avukatım da, konusunda uzman ve Brüksel’de öğretim üyesi olan Prof. Dr. Ruşen Ergeç’di. Federatif ve yerel yönetimler konusunda uzman olan avukatım Ergeç, daha sonra Türk devletince Prof. Dr.Mümtaz Soysal yerine Kıbrıs danışmanlığına getirilmişti...

-         Almanya’da, Türkiye’den tamamen farklı bir özgürlük ortamında buldum kendimi ve kendi alanımda sürekli yazmaya ve üretmeye başladım. Artık, Polis ve Mahkeme sorgu ve yargılamalarına birebir muhatap değildim. Böylesi bir ortamda, 1995 - 2021 yılları arasında 20 dolayında kitap hazırladım ve yayımladım. Bunların büyük bölümü, alanının ilk çalışmalarıydı. Ancak, bu çalışmaların bir bölümü hakkında da Türkiye’de yeniden davalar açıldı. 1996’da yayımladığım Öyküleriyle Halk Anlatı Türküleri; 1997’de yayımladığım Alevilik ve Kürtler; 1999’da yayımladığım Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm, toplatılan ve haklarında yeni dava açılan eserler oldu.

-         Eylül 1999’da, 12 yıla kadar olan basın- yayın cezalarının 3 yıl süreyle şartlı ertelenmesine ilişkin 28.8.1999 tarih ve 4454 sayılı bir yasa çıktı. Bu yasa dolayısıyla, benim 10.5 yıllık hapis cezam ile sonradan üç eserim hakkında açılan davalar da ertelenmişti. Ancak, üç yıl içinde aynı “suç”u işlememek gerekiyordu. Aynı “suç” işlendiği (!) takdirde, bu cezaların tümü çekilecekti...

-         2000 yılının başlarında, bu cezalarım şartlı ertelenmişti. Eylül- 1999’da başlayıp Eylül- 2002’ye kadar devam eden bu üç yıllık şartlı erteleme süresince, çalışmalarıma devam ettim ve sadece “Köy Enstitüleri ve Köy Edebiyatı” konulu bir Türkoloji yayını yaptım (2000).

-         Üç yılın bitiminde 2002 sonlarında, daha önce hazırlıklarını yaptığım üç eseri birden yayımladım. Bunlardan, “Kürt Müziği, Dansları ve Şarkıları” (Mûzik, Dans û Şarkîyên Kurdî) ile “Geçmişten Bugüne Kürt Kadını” kitapları hakkında yeniden toplatma kararları verildi ve davalar açıldı. Özellikle, Türkiye’nin AB yolunda ilerlediği bir aşamada açılan bu davalar, basında büyük yankı yarattı. Mehmet Ali Birand gibi gazeteciler, “bu işte bir terslik var” diyerek, tepki gösteriyorlardı... Sadece, “Gravürlerle Kürtler” (Bı Gravûran Kurd) albümü hakkında dava açılmamıştı.

-         Açılan davalar dolayısıyla, gerek Savcılık’ta, gerekse Mahkeme’de ifade vermesem, hakkımda yeniden gıyabi tutuklama kararları çıkarılacaktı. Bu nedenle, gerek Savcılık sorgusunda, gerekse Mahkeme’de duruşmalara katılmak üzere birçok kez Türkiye’nin yolunu tutmak zorunda kaldım.

-         2003 yılında çıkarılan AB’ye uyum yasaları çerçevesinde, bu davalar da düştü. Gazeteci Evin Göktaş, “DGM (uyum)a uydu, (Kürt Kadını) beraat etti” diyordu (Yeni Şafak, 5.4.2004). Ancak, 2005 yılı ortalarında çıkan bir haber, son iki eserin hâlâ “yasaklı kitaplar” kapsamında olduğunu gösteriyordu. (Tolga Şardan: İşte Yasaklı Kitap Listesi, Milliyet, 28.5.2005)

-         2004 yılı içinde de, “Ortaçağ’dan Modern Çağa Alevilik” ve “Kürdoloji Belgeleri-2” adlarıyla iki yeni  yayın yaptım. İlk kez, Kürdoloji alanında yayımladığım ve dava konusu olmayan eserler oldu bunlar.

Bilindiği üzere, Kürt sorunu ve Alevilik gibi, Ermeni sorunu da Türkiye’de hâlâ tabu olan konulardan biri. Osmanlı döneminde, Ermeniler’e; Cumhuriyet döneminde de Kürtler’e ve Aleviler’e katliam uygulandığını söyleyen ünlü romancı Orhan Pamuk, aldığı tehditler karşısında 2005 yılında Türkiye’yi terketmek ve Amerika’ya sığınmak zorunda kalmıştı.

Sancılı bir dönemden geçen Türkiye’de, Kürt sorunundan sonra riskli konular arasına Ermeni sorunu da girdi ve bu yüzden de düşünce hâlâ büyük bir tehdit altında. Bu konuda, Türkiye’de ilk yapılacak bir bilimsel toplantıya bile tahammül edilemiyordu. Oysa, kendisini çağından ve toplumundan sorumlu bilen bir yazarın ve aydının doğru bildiğini yapmak ve günışığına çıkarmak gibi bir görevi vardır. Kendi payıma ben, bugüne kadar yayımladığım tüm çalışmalarımla ezilen bir halk olarak Kürtler’in ve Ermeniler’in sorununa olduğu kadar, ezilen bir inanç olarak Aleviler’in ve diğer inanç mensuplarının; ezilen cinsiyet olarak kadınların; ezilen sınıf olarak emekçilerin sorunlarına ve Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunmaya ve insanlık kültürüne hizmet etmeye çalışıyorum.

Türkiye’de hâlâ tabu olan konularda sürekli yazan ve üreten bir yazar olarak, üzerimdeki baskılar hiç bir zaman bütünüyle sona ermedi. Özellikle Kürdoloji alanındaki çalışmalarımdan dolayı, 1980 Cuntası’yla başlayarak onlarca yıl bu yargılama sürecinin devam ettiğini söylersem, herhalde bir fikir vermiş olurum. Kuşkusuz, bu yargılama sürecinde yapılan savunmalar da, en az diğer çalışmalar kadar zaman ve emek istiyor. Hele bu, bir “yargılayan savunma” ise... Bugüne kadar küçük bir bölümü 1991’de hazırladığım “Kürt Kimliği Mücadelesi/ Özgür Gelecek Dava Dosyası”nda ve Firaz Baran’ın benimle ilgili hazırladığı “Karanlığa Süzülen Işık” adlı belgesel biyografide (2008)  yayımlanan bu savunmalar bile hacimli bir cilt oluşturacak niteliktedir.

Herşeye rağmen, 2000’li yıllar benim için en verimli yıllar olmuştur. Çünkü Almanya’ya çıktıktan sonra yaklaşık 10 yıl sürekli olarak Avrupa kütüphane ve arşivlerinde çalıştıktan sonra, ülkeye gidip  gelmeye başladığım süreçte de, hem Ankara ve İstanbul kütüphanelerinde hem özellikle İçtoroslar bölgesinde alan çalışmaları yaptım. İşte, aşağıda vereceğim eserler dökümü tüm bu çalışmaların ürünü olarak ortaya çıktı:

1)    Alevi- Bektaşi Edebiyatında ErmeniAşıklar (İnceleme- Antoloji), 2005

2)    İçtoroslar’da Alevi- Kürt Aşiretler (İnceleme- Antoloji), 2006

3)    Osmanlı’da Kürt Kadını/ Jinên Kurd Dı Serdema Osmanî De,(Albüm),2007

4)    Kürtler’e Vurulan Kelepçe/ Şark Islahat Planı, (İnceleme- Araştırma), 2009

5)    Alevilik- Kürdoloji- Türkoloji Yazıları (1973- 2009),(İnceleme), 2009

6)    Dersim- Koçgiri, (İnceleme- Araştırma) (2010), Genişletilmiş yeni bas. 2012

7)    Bir Siyaset Tarzı Olarak Alevi Katliamları,(İnceleme- Araştırma), 2011

8)    Kürt ve Alevi Tarihinde Horasan, (İnceleme- Antoloji), 2013

9)    Êzidî – Kızılbaş - Yaresan Kürtler, (İnceleme- Araştırma), 2014

10)Kürt ve Alevi Tarihinde Tabular Yıkılırken ( İnceleme- Tv. Proğramları), 2014

11) İçtoroslar’da Oda Kültürü ve Kürtçe Edebiyat (İnceleme- Antoloji), 2015

12)Acılı Coğrafyanın Kederli Çocukları: Êzidîler (İnceleme- Araştırma), 2015

13)Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını (İnceleme- Araştırma), 2015

14)Kürt Bâtıniliğinde Kutsal Metinler (İnceleme- Antoloji), 2016

15)Manzum Halk Tarihçisi Ermeni Aşuğlar (İnceleme- Antoloji), 2016

16)Alevilik- Kürdoloji- Türkoloji Yazıları/ 1972- 2018 (İnceleme- Araştırma), 2018

17)Kürtler’in ve Kürdistan’ın Görsel Tarihi (İnceleme- Araştırma), 2019

18)İçtoroslar’da Hakikatçı Alevilik (İnceleme- Antoloji), 2020

Deng Dergisi, sayı 122

Şîrove Bike

MAKALELER

EN ÇOK OKUNANLAR
×