ABD'nin kaosla baş başa bıraktığı ikinci ülke: Irak
29.12.2021 13:09:42

11 Eylül saldırıları gerekçesiyle 7 Ekim 2001'de Afganistan'a giren ABD, 20 yıl sonra geride iç karışıklık bırakarak gitti. Aynı süreç şimdi Irak'ta yaşanabilir. Kimyasal silah bahanesiyle 18 yıl önce işgal edilen Irak'ta geriye yıkım, kan ve kaos kalıyor

Abdulhakim Günaydın

İkisi de Müslümanların yoğunlukta yaşadığı ülkeler. Birisi Ortadoğu'da, diğeri Uzak Doğu'da stratejik noktada. 

Birisi işgalci güçlere kök söktüren Hindi Kuş Dağları'yla ünlü Afganistan, diğeri bir zamanlar "Bin Bir Gece Masalları"nın yaşandığı ve anlatıldığı Irak.

Bilindiği gibi Afganistan, 1979'da başlayıp uzun süren Sovyetler Birliği'ne (Bugünkü Rusya) geçit vermeyen bir ülkeydi.

Rusları yenilgiye uğratıp iç çatışmaların baş gösterdiği Afganistan, 11 Eylül'de Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon'a yapılan uçaklı saldırıdan sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin hedefi oldu.

Saldırıdan hemen sonra dönemin ABD Başkanı George W. Bush, "terörle mücadele" iddiasıyla Afganistan'ı işaret etti.

Çok kısa bir zaman sonra tarihler 7 Ekim 2001'i gösterdiğinde, ABD, Afganistan'ı bombaladı.

Bu ülkede 20 yıl kalan kendisi de büyük can kaybı veren ve trilyon dolar harcayan ABD, bu yıl itibarıyla Afganistan'ı terk etmek zorunda kaldı.

ABD güçlerinin çekmesinden sonra 10 gün içinde Afganistan, Taliban'ın yönetimine geçti.

Amerika, çok uluslu koalisyon güçleriyle Afganistan'a girdikten iki yıl sonra bu defa da Irak'ı işgal etmenin planlarını yürürlüğe koydu.

"Özgürlük Operasyonu"

"Saddam Hüseyin'in elinde kitlesel ölümlere neden olabilecek biyolojik ve kimyasal silahlar olduğunu" iddia etti.

Yine aynı ABD Başkanı George W. Bush "Irak, ileri derecede konsantre edilmiş alüminyum tüpler ve uranyumu zenginleştirecek teknik donanım satın alarak, nükleer silah geliştirme girişiminde bulundu. Aldığımız istihbaratlar hiçbir şüpheye yer bırakmıyor. Irak rejimi, şimdiye kadar hiç denenmemiş ölümcül bazı silahlara sahip bulunmaktadır ve yenilerini de üretmektedir" iddialarında bulundu.

Büyük Krallık Başbakanı Tony Blair de "Irak kimyasal ve biyolojik silahlara sahiptir. Saddam bunları üretmeye devam etti ve şimdi de kullanmak niyetindedir" diyerek Bush'u destekliyordu.

İddiaların ardı arkası kesilmedi. Saddam'ın seyyar laboratuvar kurarak biyolojik silahlar kısa sürede çok daha fazlasını üretebilecek kapasiteye sahip olduğu öne sürülüyordu.

İşgali için yeterli delil sunamayan ABD ve Birleşik Krallık öncülüğünde kurulan koalisyon gücü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) onay çıkmasını beklemeden Irak'a saldırı kararı aldı.

Tarihler 20 Mart 2003'ü gösterdiğinde "Özgürlük Operasyonu" adı verilen işgal harekatı başladı.

Irak'a ait askeri ve siyasi merkezler, Baas rejiminin önemli noktaları ani hava saldırılarıyla hedef alındı.

Savaş, ABD ordusuna iliştirilen basının gözüyle dünyaya nakledildi.

Irak'ın düzenli ordusu tıpkı ABD'nin kurduğu ve silahlandırdığı Afganistan ordusunun Taliban karşısında tutunamayışı gibi kısa bir süre içinde tamamen çöktü, birçok asker savaşmadan teslim olmayı tercih etti ya da kaçtı.

Yüzbinlerce insan öldü

9 Nisan'da başkent Bağdat tamamen düştü. Saddam'ın heykellerinin yıkıldığı anlar savaşın unutulmaz görüntüleri olarak hafızalarda kaldı.

Saraylar, devlet kurumları yağmalandı, yıkıldı. 13 Aralık'ta Saddam Hüseyin yakalandı.

Irak'ın devrik diktatörünün, saçı sakalı birbirine karışmış görüntüsü dünyaya servis edildi.

İran-Irak savaşında ABD ve Batı'nın destek verdiği Saddam, yaklaşık 3 sene sonra, 30 Aralık 2006 tarihinde idam edildi.

Ne olduysa da bundan sonra oldu. ABD işgalinde yüzbinlerce insan öldü. Milyona yakın kadın dul kaldı. 500 bin çocuk hayatını kaybetti.

Ülke fiili olarak üçe bölündü. Musul (Ninova), Enbar (Ramadi), Selahattin (Tikrit) ve Diyala Sünni Arapların, Erbil, Duhok, Süleymaniye, Kerkük ve Halepçe Kürtlerin denetimine geçerken diğer illerde ise Şii Araplar hakim oldu.

Tartışmalı bölgeler konusunda referandum yapılmadı. ABD ve çok uluslu koalisyon güçlerin girişimiyle hazırlanan Irak Anayasası, ülke için hiçbir zaman birleştirici bir özellik taşımadı.

Oysa Irak, Orta Doğu'da yer alan stratejik mevkisiyle, sahip olduğu petrol rezervleri ile Körfez'in önemli ülkelerinden biri durumunda.

Irak bir ara (savaştan önce), Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden sonra dünyanın en büyük üçüncü petrol rezervine sahipti.

Halkın büyük kesimi yoksul

Amerika'yla savaştan ve işgalden sonra üretimde önemli düşüşler oldu. Fakat doğal rezerv sıralamasındaki yerini hala koruyor. Ekonomisi temelini petrol ihracatı oluşturuyor.

Petrol

Zengin petrol ve doğalgaz rezervine sahip olmasına karşı, halkın büyük kesimi yoksul.

Kaynakların büyük bölümü işgalle birlikte ülkeye yerleşen çok uluslu şirketler tarafından işletiliyor.

Hatta Bağdat Havalimanı gibi bazı yerlerin güvenliği ve işletmesini de Amerikalı şirketler gerçekleştiriyor.

Amerika 20 Mart 2003'te işgal ettiği Irak'ta 2007 yılında kadar sürekli olarak asker sayısını artırdı. 2007 yılına geldiğinde ABD'nin ülkedeki asker sayısı 180 bine yaklaştı.

İşgalden birkaç yıl sonra Irak'a ne iddia edildiği gibi "özgürlük" ne de "demokrasi" getirildi.

"Kimyasal silahlara" ilişkin ise hiçbir iz bulunmadı. İşgalin bahaneleri hazırlanırken Saddam Hüseyin'in elinde büyük tahribata yol açacak "kimyasal silah" olduğunu iddia edenler birbiri ardına yaptıkları itiraflarla biyolojik kimyasal silahların olmadığını söylemeye başladılar.

ABD'nin bıraktığı boşluğu IŞİD doldurdu

Bunun üzerine askeri gücünün zirvede olduğu 2007'den 4 yıl sonra Kasım 2011'de ABD son muharip birliğini Irak'tan çekti.

Ancak birkaç sene sonra önce Suriye karıştırıldı. Ardından Suriye'den Musul'a geçen bazı örgütler, ABD'nin bıraktığı boşluğu doldurmaya başladı.

ABD'nın terk ettiği en son nokta olan Musul, 2014'te IŞİD'in kontrolüne geçti.

Ardından ülkede Sünnilerin denetimindeki Musul, Enbar, Selahaddin, Diyala ve Kerkük'ün bir kısmı IŞİD'in eline geçti.

Bunun üzerine muharip gücü Irak'ta bulunmayan ABD, yine koalisyon güçlerle ortak bir girişimde bulundu.

Irak ordusu ve Peşmerge güçleri karadan, koalisyon güçleri ise hava destek unsurlarıyla IŞİD'i vurmaya başladı.

Süleymani ve el-Mühendisi'in öldürülmesi süreci hızlandırdı

ABD, IŞİD'in Musul'u kontrol etmesiyle tekrar muharip güçlerini Irak'a yerleştirdi.

IŞİD'in ele geçirdiği bölgeler, 2017 sonu itibariyle kurtarılırken ABD'nin Irak'taki asker sayısı ise sürekli artarak 5 binin üzerine çıktı.

Ocak 2020'de İran Devrim muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi'nin Genel Sekreteri Ebu Mehdi el-Mühendis'in ABD'nin düzenlediği bir suikast sonucu öldürmesi askeri varlığı tekrar tartışmalı hale getirdi.

Suikasttan sonra parlamentoda düzenlenen oturumda Irak'taki yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasına yönelik karar alındı.

Geçen mayısta Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi ve Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CEBTCOM) Komutanı Kenneth McKenzie arasında yapılan görüşmede ABD'nin muharip askerlerinin Irak'tan çekilmesine yönelik karar kesinleşti.

Ne kadar ABD askerinin kalacağı bilinmiyor

2021 sonu itibariyle ABD'nin muharip askeri birlikleri Irak'tan çekiliyor.

Ancak eğitim ve danışmanlık kapsamında Irak'ta ne kadar askerin kalacağı hakkında net bir bilgi yok.

Başta Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki siyasiler olmak üzere birçok grup, ABD'nin çekilmesine sıcak bakmıyor.

Çünkü çekilmenin gerçekleşmesinden sonra güvenliğin olumsuz etkileyeceği öne sürülüyor.

ABD'nin çekilmesinden sonra Irak'ın güvenliği etkilenecek mi?

Uzmanlar, konuyu Independent Türkçe'ye değerlendirdi.

"ABD ne zaman geri çekilse daha sonra davetiye ile tekrar dönüyor"

Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi (JSGA) Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Erkmen, ABD'nin operasyonel güçlerinin küçük bir bölümünü çektiğini söyledi.

Güçlerin büyük bölümünün kuzeye çekildiğini kaydeden Doç. Dr. Erkmen, "Bu şu anlama geliyor; bundan sonra Irak'ta tekrar büyük bir güvenlik sorunu baş gösterecek olursa soruna doğrudan müdahale edecek ABD güçleri bulunmuyor" dedi.

Irak'ın kendi öz kuvvetleriyle terörle mücadelesini yürütmek zorunda olduğunu belirten Erkmen, "IŞİD'e karşı operasyonlarda büyük ölçüde artık kendilerinin yapacağı anlamına geliyor. Bu güvenlik açısından en önemli sonucu olacaktır. Siyasal anlamdaysa ABD ve İran arasındaki rekabet diplomatik alana doğru kaymaya çalışacak" değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin operasyonel güçlerini çekse de Irak'ta eğitim ve danışmanlık verecek timlerini bulundurmaya devam edeceğini anımsatan Erkmen, devamında şunları kaydetti:

"ABD Irak'taki varlığını önemli ölçüde koruyor. Muhtemelen önümüzdeki dönemde ABD ve İran, Irak sahasındaki rekabeti siyasi ve diplomatik alan doğru kayacak gibi görünüyor. Elbette Irak'ta yabancı kuvvetlerin bulunması iyi bir şey değildir ve kendi güvenliklerini sağlayabildikleri ölçüde yabancı güçlere muhtaç olmamalılar. Ancak ABD ne zaman çekilse daha sonra davetiye ile tekrar Irak'a geri dönüyor. Bu daha çok geçici bir çekilme gibi duruyor."

"2014'teki gibi ikinci bir kırılma yaşanabilir"

Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Salahaddin Üniversitesi Öğretim Üyesi Siyaset Bilimci Dr. Salih Ömer, operasyonel güçler çekilse de askeri danışmanların 2022'in sonuna kadar Irak ordusu ve Peşmerge güçlerine eğitim ve danışmanlık desteğinin süreceğini söyledi.

Ömer'e göre hem Irak ordusu hem de Peşmerge kuvvetleri, IŞİD ile savaşta belli bir tecrübe edindiği için bir dereceye kadar güvenliği sağlayabilecek durumda.

Olabilecek güvenlik boşluğu için de uyarıda bulunan Ömer, "Bilindiği gibi ABD, 2003'te Irak'a girince 2011'lerin sonlarında çekildi. Güvenlik boşluğundan faydalanan IŞİD, ülkenin birçok kentini ele geçirdi. IŞİD teröristlerinin ülkede yaptığı tahribatı anlatmaya gerek yok, çünkü tüm dünya şahittir" yorumunda bulundu.

Ülkede güvenliğinin sağlanmasının yolunun Bağdat ve Erbil arasındaki sorunların çözümüne bağlı olduğuna vurgu yapan Dr. Ömer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Irak ve Peşmerge kuvvetlerinin terörist gruplar savaşacak gücü var. Ayrıca tecrübe de kazanıldı. Ancak öncelikle Erbil ile Bağdat arasında var olan sorunların mutlak suretle çözülmesi gerekiyor. Sorunlar devam ederse gelecek 2-3 yılda 2014'teki kırılma gibi bir güvenlik tehdidi daha olabilir. ABD güçlerinin ülkeden çekilmesi Irak'ın zararınadır. Ülkede siyasi istikrarsızlık devam ediyor. Ayrıca ordu ülkenin genel güvenliğini sağlayacak kadar güçlü değil. Güçlü ve kurumsallaşmış müesseselerinin olmayışı güvenlik durumunu daha da tehlikeli hale getiriyor. Çekilmenin hem siyasi hem de güvenlik olarak olumsuz yansımaları olacağını düşünüyorum."

"ABD daha güçlü dönmek istiyor"

Ortadoğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Araştırmaları Platformu (ODAP) Irak uzmanı Ali Semin, ABD'nin çektiği muharip güçlerin kısmen operasyonlara katıldığını, daha çok Irak güçlerine yardım ettiğini söyledi.

Eğitim ve danışmanlık için yaklaşık 2 bin 500 civarında ABD askerinin bölgede kalacağının konuşulduğunu ifade eden Semin, "ABD askerini geri çekme hamlesiyle biraz da dikkatleri dağıtmak istiyor" dedi.

Washington yönetiminin daha güçlü bir şekilde geri dönmek istediğine değinen Semin, "ABD güçlerini çekerken öbür taraftan IŞİD saldırılarının arttığını görüyoruz. Washington yönetimi ‘bakın geri çekildim ama Irak güvenliği sağlamada yetersiz kalıyor' diyerek tekrar geri döneceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Çekilmenin ister istemez güvenliği etkileyeceğini dile getiren Semin, sözlerini şöyle tamamladı:

"IŞİD planlı bir şekilde saldırılarını artırıyor. Erbil ve Bağdat arasındaki tartışmalı bölgeler sorunu yeni krizlere neden olabilir. Bu sorun çatışmaya kadar gidebilir ve çatışmanın önlenmesi çok kolay olmayacaktır. Bir diğer sorun da İran yanlısı silahlı milis güçleri. Daha rahat hareket edecekleri bir ortam yakalayan milisler kontrolden çıkabilir. Çünkü çok sık olmasa da ABD, Asaib Ehli Hak ve Kataib Hizbullah gibi milislere saldırılar düzenliyordu. Çekilme güvenlik sorunlarını daha da artırabilir."

Irak savaşı 18. yılını geride bıraktı

ABD'nin "en uzun savaşının Afganistan" olduğu mevcut Başkanı Joe Biden tarafından dile getirildi.

Afganistan savaşı tam 20 yıl sürdü. ABD'nin Irak'taki savaşı ise 18'inci yılını çoktan geride bıraktı.

Şimdi son askeri unsurlarını da ülkeden çekiyor. Bu savaşın Irak'a maliyetinin büyüklüğü tartışılmaz.

Tamamıyla çekilmesinden sonra yeni başka çatışmalar çıkar mı bilinmez.

Ancak bilinen çok açık ve net bir husus var. ABD'nin Irak'ı işgali nedeniyle ülke fiili olarak parçalandı. Halklar birbirine düşman oldu.

18 yıl önce vaat edilen "özgürlük, demokrasi ve istikrar"a hasret kalan Irak'ta geriye yıkım, kan ve kaos kaldı.

 The Independentturkish

Şîrove Bike

ORTADOĞU

EN ÇOK OKUNANLAR
×