Barzanilerin Enfalı
31.07.2021 17:35:47

Casım Rênas

Farklı tarihlerde Dema Nû gazetesi, Dengê Azad ve Roje Welat  internet sitelerinde bölümler halinde yayınlanan Enfaller ile yaptığım araştırmanın Barzanilerin enfalı ile ilgili bölümlerini, Barzani Enfalı’nin 33. yıldönümünde, konunun daha bir bilince çıkmasın yardımcı olacağını umarak, kurbanların anılarını önünde saygıyla eğilerek bir kez daha yayınlıyorum.  

**

8 bin Barzani erkeği 31 Temmuz 1983 tarihinde Enfal edildiler.

Suç Ortağı Sessizlik

Barzanilerin Enfalıyla ilgili bir hayli materyal var. Kuşkusuz bunlar içinde İnsan Hakları eski Bakanı Mehemed İhsan’ın, kendi değimiyle 23 yıllık bir çalışmasının ürünü olan Barzanilerin Enfalı ile ilgili belgeseldir. Birçok ABD ve Avrupa ülkeleri televizyonlarında yayınlanan belgesel film, Barzanilerin gömüldükleri toplu mezarların bulunması, bulunan toplu mezarlardan cesetlerin çıkartılmasıyla ilgili çalışmalar ve Enfalle ilgili resmi belgeleri içeriyor.

BAAS diktatörlüğünün gerçekleştirdiği Enfallerin ilk kurbanlarının Feyli Kürtler olduğu biliniyor. Ama Barzanilerin Enfalini ötekilerden ayıran bazı özellikler var.

Bunların başında Barzani Enfali’nin “bölücü” olması geliyor. Daha önceki ve sonraki Enfaller “eşitlikçi” idiler, kadın erkek, genç yaşlı ayırımı yapmıyorlardı. Enfal edilecek bölgenin etrafı sarılıyor, kaçamayanlar topluca askeri araçlara bindiriliyorlardı: kadın-erkek, çocuk-genç-yaşlı anne-baba, karı-koca, hep birlikte…

Oysa Barzanilerinki farklı, “bölücü”, “ayrımcı”!...

Anasından, karısından, bacısından, kızından ve nişanlısından zorla kopartılan 7 yaşından 85 yaşına kadar 8 bin Barzani erkeği Enfal edildi. Öldürüldüler, toplu mezarlara gömüldüler. Daha birkaç yıl öncesine kadar mezarlarının nerede olduğu dahi bilinmiyordu.

Bugün bile daha sonraki Enfallerde kaybolan 182 bin Kürdden kaçının öldürülüp toplu mezarlara gömüldüğü, gömüldükleri toplu mezarların nerede olduğu, özellikle genç kız, kadın ve çocuklardan kaçının Arap şeyhlerine, zenginlerine satıldıkları, çocuklardan kaçının “Saddam’ın Fedaileri”, “Saddam’ın Çocukları Ordusu”na verildiği kesin olarak bilinmiyor.

“Irak sadece petrol denizi üzerinde yüzmüyor, aynı zamanda Güney Irak’ta Şiilere yönelik uygulanan ve Kürtlere uygulananı aratmayan Enfalleri gözönüne alınırsa, toplu mezarlar üzerinde de yüzüyor” demek mümkün!...

Enfal kurbanı 8 bin Barzani erkeğinin arkalarında bıraktıkları kadınlar, sadece erkeklerinin bir gün geri dönecekleri umuduyla gözyaşı dökmediler. Kadın başlarına, toplama kamplarında, BAAS diktatörlüğü şartları altında ocağın tütmesini sağlamak, çocuklarını büyütüp okutmak zorundaydılar...

Vereceğimiz iki örnek söylemek istediklerimizi kısa ve öz olarak ifade etmektedir:

- 1991 Kürt Baharından sonra, Barzan bölgesinde yeniden inşa edilen ve 720 kişilik Şırê köyünde, bugün 101 dul kadın yaşıyor.

- 1991 Kürt baharı sonrası Barzan’da yeniden inşa edilen Rêşe köyündeki en yaşlı erkek 38 yaşında!..

Barzanilerin Enfalıyla ilgili yapılan araştırmaların bazılarında, Barzanilerin tutuklandıktan en az bir yıl sonra öldürüldükleri iddia ediliyor. Belgelerden birisi Muhabaratın peş peşe yayınladığı genelgeler.

Muhaberat, birimlerine “özel sorunlar” nedeniyle idama mahkûm edilenlerin listesiyle birlikte gönderdiği genelgede, listede adı yazılı olanlardan kimsenin ellerinde olup olmadıklarını soruyor. Muhabaratın genelgesine el yazısıyla verilen ve 9 Nisan 1985 tarihini taşıyan bir belgede, “Tutuklanmalarından önce bölgemizde yaşayan Barzanilerin dışında, idama mahkûm olmuş kimse yoktur” deniliyor. Sözkonusu belgeye dayanılarak 8 bin Barzaniden bir bölümünün, en azından 9 Nisan 1985 yılına kadar tutuklu olduğu iddia ediliyor.

Saddam Hüseyin’in etrafına topladığı yüzlerce kişiye yaptığı ve televizyonda yayınlanan konuşmasında, “Barzanileri cehenneme doğru yola çıkarttım” demesini tüm dünya duydu. Duydu ama sessiz kaldı.

Uluslararası kamuoyunun bu sessizliğinin, Barzanilerin fütursuzca katledilmesinde ve daha sonra gerçekleştirilen Enfallardeki katkısı az olmasa gerek.

Niçin Barzaniler?

7-85 yaş arası 8 bin Barzani erkeğinin Enfal edilmesinin başta gelen nedeni, hiç kuşkusuz onların Kürt olması.

BAAS rejiminin Kürtlere yönelik düşüncesi, tavır ve yaptıklarıyla ilgili çok şeyler söylendi, yazıldı. Irak güvenlik örgütü üst düzey yöneticilerinden birinin, Kürdistan İnsan Hakları eski bakanı Mehemed İhsan’a söyledikleri, bu rejimin Kürtlere ilişkin politikasını kısa ve öz olarak ortaya koyuyor:

“Saddam tüm Kürtleri öldürmemekle hata yaptı.” (25.10.2005 tarihli 214. sayılı haftalık Medya Gazetesi)

Bir diğer önemli neden ise Barzanilerin Kürdistan ulusal kurtuluş hareketindeki yeri. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin, iki yıl önce Devlet Başkanı olarak ziyaret ettiği Mela Mustafa Barzani’nin mezarında yaptığı ve geçen yıl, Enfal kurbanı 500’ü aşkın Barzani cenazesinin getirilmesi esnasında yapılan törende de tekrarladığı gibi, Barzanilerin fedakarlığıdır. Barzan her zaman Kürt devrimcilerinin, yurtseverlerinin mekanı oldu. Barzan Bölgesi ve sakinleri işgalcilere, Osmanlılara, İngilizlere ve Iraklılara karşı hep direndi.

Barzan’ın Irak devletinin kurulmasından bu yana en az üç kez yakılıp, yıkılıp yerle bir edilmesi, Barzanilerin niçin Enfal edildiklerinin ipuçlarını vermektedir.

Barzan bölgesi sadece siyasal alanda değil, toplumsal alanda da Irak rejimlerinin gözüne batıyordu. Barzan şeyhlerinin, özellikle de Şeyh Abdulselam Barzani ve Şeyh Ahmed Barzani’nin, yoksulların yaşam düzeyinin yükselmesi için gerçekleştirdikleri toplumsal değişiklikler, koydukları ve bugün bile riayet edilen kurallar, Bağdat’taki yöneticileri çileden çıkarmaya yetiyordu.

Bir başka ifadeyle, Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin dediği gibi BAAS rejimi, Osmanlıların, İngilizlerin, eskisi ve yenisiyle Irak hükümetlerinin intikamını almak için 8 bin Barzani erkeğini katletti.

Bir başka neden (bahane demek daha doğru) ise, İran-Irak savaşı sırasında, Peşmergelerin İran ordusu yardımıyla Hacı Omeran Bölgesini ele geçirmesi. Irak rejimi misilleme olarak büyük büyük bir kinle, Barzanilerin bulunduğu toplama kamplarına saldırdı.

Irak rejimi, İran-Irak savaşı kurbanı olmak istemeyen Kürtlerin Peşmerge olmalarını engellemek amacıyla, aşiret reisleri eliyle “sınır muhafızları” adı altında, hafif silahlarla donatılmış birlikler halinde örgütleyip kendine bağladı. Barzaniler bu oyuna gelmediler, “Hafif Kuvvetler” oluşturmadıkları gibi, oluşturulanların içinde de yer almadılar.

“Hafif Kuvvetler” oluşturan serokcaşlar, Barzanileri “devrime yardım ediyorlar” diye hep ihbar ettiler. Buna bir de her dönemde hükümetin yanında yer alan Barzanilere düşman bazı büyük aşiretlerin, rejimi Barzanilere karşı kışkırtma çabalarını da eklemek gerekiyor.

Barzanilerin Enfalı 4 aşamada gerçekleşti:

1- 30.07.1983 tarihinde, Bağdat’ta, Şeyh Ahmed Barzani’nin oğlu Şeyh Osman ve kardeşi Şeyh Nezir, Şeyh Osman’ın oğlu İmad, Mela Mustafa’nın oğulları Abdullah, Lokman ve Sabir, Şeyh Sadık’ın oğlu Heval, Şeyh Abdulselam’ın oğlu Şeyh İsmail ve birkaç kişi Enfal kurbanı oldular.

2- 31.07.1983 tarihinde, Kuştepe’de oluşturulan “Kudüs” ve “Kadisiye” adlarındaki toplama kamplarındaki 7-85 yaş arasındaki Barzani erkekleri toparlanıp Enfal edildiler.

8 bin Barzani erkeğinin ezici çoğunluğunun toplandığı Kudüs ve Kadisiye kampları, 1975 yenilgisi sonrası Güney Irak’a sürülen Barzanilerin kaldıkları kamplardı.

1975-80 yılları arasında Nasıriye’de sürgüne tabi tutulan Barzaniler, burada da BAAS rejiminin baskı ve zulmü gördüler. BAAS, Barzanileri yoketmek için elinden gelen herşeyi yapıyordu. Enfal kurbanı 8 bin Barzani için yapılan bir televizyon programında, Nasıriye sürgünlerinden sağ kalmayı başaran orta yaşlı bir Barzani, Saddam rejiminin Nasıriye kamplarında tutulanların zehirlemesi nedeniyle, 400’ü aşkın kadının düşük yaptığını söyledi.

BAAS rejiminin, zehirleme operasyonuna Türkiye’de de devam ettiği biliniyor. Enfaller sonrası, Türkiye’ye sığınıp Diyarbakır kampında kalan Kürtleri, Türk yetkililerinin en azından göz yummaları sonucu zehirlediğine ilişkin haberler, dönemin basınında yer aldı.

Nasıriye’deki Barzaniler, izin çıkması üzerine, 1980 yılında Kürdistan’a döndüler. Eski köylerine yerleşmelerine izin verilmediği için, Kuştepe’de, Kudüs ve Kadisiye kamplarında, önce çadırlarda yaşamaya başladılar, daha sonra kendi olanaklarıyla, bin bir güçlükle barınaklarını yaptılar.

3- 10.08.1983 tarihinde, etrafı çevrilen Baherke, Diyana ve Herir kamplarındaki Barzani erkekleri toplanıp Enfal edildiler. En fazla kurban veren kamp Baherke kampıydı.

4- 01.10.1983 tarihinde Kudüs ve Kadisiye kampları ikinci kez saldırıya uğradı. İlk saldırıdan geri kalan erkekler toparlanıp Enfal edildiler.

Şükrüye Resul’un Barzaniler Enfalı’na İlişkin Değerlendirmeleri

(Enfal operasyonlarıyla ilgili araştırma yapanlardan birisi Prof. Dr. Şükrüye Resul. Şükrüye Resul’un değişik makalelerinde ortaya koydukları konunun daha bilinci çıkmasına yardım ediyor.)

Feyli Kürtlerin Enfal edilmesinden sonra, sıra Osmanlı ve Irak iktidarlarına boyun eğmeyen ve sürekli direniş halinde olan Barzan bölgesi ve Barzanilere gelmişti.

1975 yılında, İran ve Irak’ın Cezayir Anlaşması’nın imzalamasının ardından, Güney Kürdistan’da silahlı mücadelenin sona erdirilmesi, Peşmergelerin ve otonom Kürt bölgesinde yaşayan yüzbinlerce Kürdün İran’a geçmesinden sonra, BAAS partisi insanlık dışı planlarını uygulamaya başladı. Barzan Bölgesinde bulunan 150 köy zorla boşaltıldı, köy sakinleri askeri araçlara bindirilerek, Güney Irak’taki Divaniye çöllerine sürüldüler.

Çöl iklimine alışık olmayan, sağlık ve benzeri hizmetlerden de yoksun bırakılan Barzaniler arasında salgın hastalıklar baş gösterdi. Öyle ki Barzaniler, Divaniye çöllerinde bulundukları dönemde hemen her gün 10 kişiyi hastalıklara kurban verdiler. Herir’den Divaniye’ye sürülen Barzaniler arasında 1978 doğumlu kimse yoktu. Çünkü 1978 yılında dünyaya gelen bebelerin hepsi, hastalık ve kötü koşullar nedeniyle yaşamlarını yitirmişlerdi.

BAAS rejimi Barzanileri biraraya toplayıp kontrol altında tutmak amacıyla Güney Irak ve Kürdistan’da kamplar inşa ederek, Barzanilerin hemen hepsini burada topladı. Barzaniler Güney Kürdistan’da inşa edilen Quştepe (Quştepe’de iki toplama kampı vardı), Herir, Beherke ve Diyana’daki kamplarda biraraya getirildiler. Kamplarda toplanan Barzaniler, üretimden, köylerinden, bağ, bahçe ve tarlalarından uzak, askerlerin ve istihbarat örgütlerin kontrolünde, esaret altında yaşama mahkûm edildiler.

Daha önce kısa ve öz olarak anlattığımız gibi, BAAS rejimi yukarıda adı geçen toplama kamplarına yaptığı birkaç aşamalı saldırılar sonucu 7-85 yaş arası 8 bin Barzani erkeğini Güney Irak çöllerine zorla sürdü ve daha sonra guruplar halinde katletti.

BAAS rejimi, Barzani kadınları eşsiz, babasız ve erkek evlatsız bırakmakla kalmadı, Quştepe kampında bulunan kadınları askeri araçlara bindirerek mayınlarla kaplı Irak-İran, Irak-Türkiye sınırına götürüp bıraktı.Günlerce aç ve susuz kalan Barzani kadınlarının bir bölümü sınırı geçmeyi başardılar. Bir bölümü ise bin bir meşakkat sonucu yeniden Quştepe kampına döndü.

Şükriye Resul, adı geçen makalesinde sınıra götürülüp bırakılan hamile bir kadının sürekli “teslim olmayacağım, çocuğumun düşmesini de istemiyorum” dediğini yazıyor.

Tek başına kalan Barzani kadınlarının, parçalanmış ailelerinden geri kalan evlatlarının yaşaması için verdikleri mücadele, gösterdikleri çabalar, masal anlatıcılarını, tiyatro ve film senaryosu yazarlarını bekliyor.

Parçalanmış Barzani aileleri arasında bir araştırma yapan Dr. Resul’ün tespitleri kısaca şöyle:

- Enfal edilen 8 bin Barzani Erkeği arasında “Çiçeği burnunda damatlar” vardı;

- Nikah kıyan ama düğün yapmayan gençler vardı, kızların gözü yollarda, eşlerinin, nişanlılarını dönüşünü bekliyorlar;

- Gece gerdeğe giren, sabahında toplanıp Güney’e sürgüne gönderilen gençler vardı;

- Geri kalan genç kadınların büyük bir bölümü hamile idi,

- Enfal kurbanı ilerinin büyük bir bölümünün, en az 6 çocuğu vardı.

Parçalanmış ailelerin reisi duruma gelen Barzani kadınlarının şu feryadı gerçeği özlü bir biçimde ortaya koyuyor: “Biz bu bebelerle ne yapalım? Barzan’ın tanrısı nerede? Devlet hiçbir işimizi yapmıyor, bize ’belge getirin’ diyor, biz belgeleri nereden getirelim?”

Dr. Şükriye Resul, makalesinde, Enfal kurbanı Barzaniler üzerine söylenmiş ağıtları derlemek amacıyla 1992 yılında Kürdistan’a gelen Christiana adlı bir İngiliz kadınıyla Quştepe’ye gittiklerini, kadını Birleşmiş Milletler temsilcisi sanan Barzani kadınlarının, eş, baba ve evlatlarının kimliklerini İngiliz’e göstererek, “neredeler” diye sorduklarını anlatıyor.

1991 yılında Quştepe’yi ziyaret eden Iraklı Arap yazar Kenan Mekye’nin yazdıklarına aktaran Dr. Resul, yazarın, “Quştepeye gittiğimde ellerinde baba, oğul, amca ve dayılarının resmi olan kadınları gördüğümde, Irak’ta dünyaya geldiğimden utandım” dediğini yazıyor.

Kenan Mekye’nin yazdıkları, parçalanmış ailelerinin başına geçmek zorunda kalan Barzani kadınlarının içinde bulunduğu durumu kısa ve özlü olarak ortaya koyuyor:

İstihbarat ve askeri güçlerin etrafını çevirdiği kamplarda yaşamak, su ve elektrik gibi hizmetlerden yoksun kalmak, genç kız ve kadınların tecavüze uğraması, gece yarısı operasyonlarından korkup sinmek, her fırsatta hakaret görmek.

Dr. Şükriye Resul İngiliz kadınla birlikte kendisinin de ağıtları kaydettiğini belirtiyor ve makalesinde derlediği birkaç ağıta yer veriyor.

Biz, Kürtçe bilmeyenlerin anlayamamasının getirdiği eksikliği kabul ederek, Türkçeye çevirinin özü bozacağı için ağıtları olduğu gibi vermeyi tercih ettik.

Bir kısım ağıtlar şöyle:

Talan e, talan e talan e mezin û maqulane,

Li Barzaniyan talan e,

Suwarîzelan kirin, xurbetî bo me çêkirin,

Weyxerîbî, weyyexsîrî, ez nemînin bo Barzaniyan.

**

Mezinê dewleta me derkê zindanan bo me vekin,

Abdalê, birîndarê de sala birinê kur da hatine kulenî,

Welle lavên me qewe biçûk in bo zindana birin,

Hêşta berî simêla lê gir nebibûn.

**

Talana mêrxwasa, mêrçakane,

Talana serî Barzaniyane,

Talana lav û cahîlane,

Talana sed saliyahetaheftsalyane.

**

Lavêt me, cahilêt me,

Zindanîbêbît me, xerîbêt me,

Birsiyêt me, serkût û,

Pêxasêt me, êxsirêt me,

Saddam li me xirap kir, mala me kavil kir,

Çi talan bû, hemî girtin û birin,

Çi bikim bo melîkî Kurda ne fele man û

Ne şêx man,

Dayka te heft sal e reben e,

Wel li minî, wey li minî xeribiyê,

**

Eyalêmîn eyalekî hurd e dayka te nemînit,

Bo bejna bilind,

Bo çavê belek,

Çi jinî nîne derkê lê hatiye pêvedan,

Daye korê..day

Agrî ber bûye cergmîlaka.

Kadınlar, yaktıkları ağıtlarda, hapishane kapılarının açılmasını, eş, baba ve evlatlarının serbest bırakılmasını; Saddam Hüseyin’in tutuklu Barzanileri bırakmasını; büyük devletlerden, bir yol bulup erkeklerinin serbest kalmasını sağlamasını; Mesud Barzani’nin dertlerine çare olmasını, gelip sandıklarını açmasını, kırmızı puşuyi(*) çıkartıp intikam almasını talep ediyorlar .

(*): Cemedanî Sor: Barzani erkeklerin bağladıkları kırmızı renkli puşu, adeta Barzanilerin sembolü haline gelmiştir.

Şîrove Bike

POLİTİKA

EN ÇOK OKUNANLAR
×